Yan Benimle Julianne MacLean

O, Kinloch Şatosu’nun sahibi, savaşçı, Iskoçya’da kadın avcısı olarak nam salan Lachlan MacDonald’dı. Aslında yalnızca tek bir kadını, daha doğrusu anılarındaki o soluk ve değişken hayali seviyordu.

Bu rüyanın neresindeydi o kadın? Hatta rüyasına girmiş miydi? Bu gerçekten bir rüya mıydı? Daha çok ölüm gibi bir şeydi. Durum böyleyse, onunla yeniden birlikte olabilirlerdi, değil mi?

Güçlü bir anafor, bedeninin etrafında giderek artan bir hızla dönüyordu. Hayır, o kadın burada değildi, bu rüyada yoktu. Lachlan, etrafındaki onlarca kadının hiçbirini tanımıyordu, hepsi de yabancıydı. Birden nefes alamadığını fark etti.

Müthiş bir panikle uyandı, soğuk havayı açlıkla ciğerlerine çekti. Kalkıp oturmak istedi, yapamadı. Kolları başının üstünde, bilekleri iplerle bağlıydı. Bacakları iki yana açılmıştı. Bilekleri de ayrı ayrı iplerle bağlanmıştı. Açık havada, hendek gibi bir yerdeydi. Yüzü gökyüzüne dönüktü.

Başı çatlayacakmışçasına ağrıyordu. Ölümden beter bir haldeydi. Müthiş bir öfkeyle haykırdı. Bağlarından kurtulmaya çalışırken kasları kopacakmış gibi gerildi. Ama çabaları boşunaydı. Çok sıkı bağlanmıştı, bedeni yeterince güçlü değildi.

Midesindekilerin boğazına doğru yükseldiğini hissetti. Sakinleşmeye çalışarak karanlıkta etrafına bakındı. Dört bir yanı taştan duvarlarla çevriliydi. Buz gibi kumdan bir yatakta yatıyordu.

Sıradan bir çukur değildi burası. Açık bir mezardı. Eski çağlara ait bir lahitti.

Lachlan yumruklarını sıkarak öfkeyle bağırdı. Ancak sesi taş mezarın duvarlarında baş döndüren daireler çizerek çınladı sadece.

Ona uyuşturucu bir şeyler mi vermişlerdi? Eğer öyleyse, kim yapmıştı bunu? Lachlan buraya nasıl gelmişti?

Kafasını dolduran yoğun sisin içinde el yordamıyla en son neler yaptığını hatırlamaya çalıştı. Kinloch Şatosu’nun Lordu, kuzeni Angus MacDonald’ın görevlendirmesiyle tek başına Kilmartin Glen’e gidiyordu. Öğle yemeği için bir birahanede mola vermişti…

Ciğerlerinin güçlükle alıp verdiği nefesi gecenin ayazında minik buhar bulutçukları oluşturuyordu.

Yavaş yavaş hatırlıyordu olanları. Bir kadın vardı. Tarladaki samanlığa gitmişlerdi. Lachlan ellerini eteğinin altına kaydırdığında kadın kıkırdamaya, gülmeye başlamıştı. Ama ondan sonrası yoktu. Hiçbir şey hatırlamıyordu. Kendini bir rüyanın içinde bulmuştu.

Yaklaşan ayak seslerini duydu. Mezarın ayakucunda bir şekil belirdi. Bir kadın. Arkasından vuran ay ışığında bir gölge gibi duruyordu. One doğru eğilerek yere bir şeyler bıraktı. İpten bir sapı olan tahta bir kovaydı bu. Sonra doğruldu, gözlerini adama dikti.

Lachlan’ın kafası çok karışıktı ama yine de bu silueti tanır gibiydi. Falcı Raonaid’di. Bir ay kadar önce Lachlan, Raonaid’i Kinloch Şatosu’ndan kovduğunda, kadın onu pişman edeceğine yemin etmişti.


Bir önceki PDF olan Oğlum Zen Keşişi Olmak İstiyor Kiyohiro Miura başlıklı kitabı da okumanızı öneririz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kitaplar, İnternet ortamından bulunup Epub pdf arşivi olarak yayınlanıyor. Yandex E kitap indir
pdf kitap indir